TEDARİK ZİNCİRİ/SUPPLY CHAIN

Tedarik Zincirinin Önemi

Günümüzde artan rekabet koşulları şirketlerin giderlerini en aza indirerek kârlarını artırmaları amacı ile, planlamadan, satınalmaya ve ürünün müşteriye ulaşmasına kadar süren her adımın üstüne odaklanmalarını şart koşmakta, bu zorunluluk kavram değişikliklerini de beraberinde getirmektedir.

Geçmişte planlama, satınalma, hammadde yada bitmiş ürünün stok yönetimi, depolanması, taşınması ve dağıtımı,tali ve ayrı yürüyen işler olarak görülürken,zincirin bu halkaları yakın geçmişte oluşan “Tedarik Zinciri” kavramı içinde birbirine bağlı prosesler olarak yerini almıştır.Rekabetin en sıkı biçimde yaşandığı otomotiv sektörünü esas alan TS 16949 standartında dahi bu kavram,standartın amaçlarından biri olarak,“tedarik zincirindeki değişim ve kayıpları azaltmayı vurgulamak” ifadesi ile yer almaktadır.

Dünyada ortaya çıkan globalleşme kavramı, sınırların ortadan kalkması ve mesefelerin küçülmesi ile artık tüm Dünyayı ortak bir pazar haline dönüştürmüş, tüm dünyadaki herkes potansiyel müşteri her firma potansiyel tedarikçi haline gelmiş,orta ölçekli firmalar dahi her ülkede müşteri yada tedarikçi bulabilme şansını yakalarken,satınalma yönünden amaç ucuz hammaddeyi en hızlı ve düşük maliyetli yol ile temin etmek olurken,satış yönünden ise ürünün tüm dünyaya pazarlanabilme şansı ile birlikte müşteriye en kısa ve uygun maliyetli biçimde ulaştırabilmek hedef haline gelmiştir.

Her ülke potansiyel bir pazar yeri yada tedarik bölgesi durumuna gelirken ülkeler arası mesafe ayrımı olmaksızıntedarik ve satış imkanı beraberinde lojistige duyulan ihtiyacı ve lojistik sektörünün her sene%20 ler mertebesinde büyüme hızlarına ulaşması sonucunu doğurmuştur.Tedarik zincirinin bu denli önem kazanması ile birlikte İşletmeler içinde Tedarik zinciri departmanları oluşturulurken lojistik firmaları planlamadan, stok yönetimine uzanan komple hizmet çözümleri vermeye başlamışlardır. Kürselleşmenin doruk noktasına ulaşması ile firmalar karşılarında yepyeni rakipler bulmuşlar,rekabet gittikçe serteşerek ve acımasız bir hale gelirken,eskiden “alış fiyatı ve maliyetler + kar = satış fiyatı” eşitsizliğini bozmuş, müşterilerin de artan lojistik imkanların vediği güç ile,ve malı tüm dünyadan daha uygun fiyatlı temin edebilme fırsatı ile satış fiyatı üretim yada hizmet sunanların belirledigi bir unsur olmaktan çıkmıştır.İletişimin de basit ve yaygın hale gelmesi ile tüketici yerinden kalkmadan tüm Dünyadaki kaynaklara ulaşabilmekte,karşılaştırma yapabilmektedir,artık eşitsizliğin bilinmeyen ve üretici yada tedarikçi tarafından belirlenen satış fiyatı, müşteri tarafından belirlenmektedir vemal ve hizmet cinsine göre neredeyse kesin olarak bellidir.bu durum “satış fiyatı-alış fiyatı ve maliyetler = kar” eşitsizliğini ortaya çıkarmış,karın büyüklüğü alış fiyatı ve maliyetlerin seviyesine göre belirlenebir hale gelmiştir.

Artık kar satarken değil satınalırken ve üretirken ortaya çıkmaktadır bu nedenle şirketler ayakta kalabilmek için daha uygun fiyata satınalmak, verimliliklerini arttırarak maliyetlerini düşürmek zorundadırlar ki bu zorunluluk ise satınalma ve maliyet kalemleri içinde önemli bir rol alan,yukarıda bahsini ettigimiz stok yönetimi, paketleme , dahili ve harici sevkiyatlar gibi zincir halkaları üzerine mercek tutmak, analizler ve geliştirmeler yaparak,eşitsizligin sol tarafında yer alan “alış fiyatı ve maliyetler” kalemlerinin sürekli düşürülmesi keyfiyetini doğurmuştur.

Kaynak www.satinalmalojistik.com

Yeni sitemiz www.lccsuppliers.com

Bir Cevap Yazın